Tüm düyada büyük yankı uyandıran serinin son halkasına yakında bakalım istedik.


Filmin sinopsisinde kısaca değinilen konusuna bakarak başlayalım;

Bella Swan (Kristen Stewart), Seattle’ın gizemli ölümlerle çalkalanması ve kinci bir vampirin intikam almaya devam etmesiyle kendisini yine tehlikenin tam ortasında bulur. Tüm bunların ortasında bir de Edward Cullen (Robert Pattinson)’a olan aşkıyla arkadaşı Jacob Black (Taylor Lautner) arasında bir seçim yapmak durumundadır — tabii vereceği kararın vampirlerle kurt adamlar arasında asırlardır varolan kavgayı ateşleyebileceğinin farkındadır. Mezuniyetinin giderek yaklaşmasıyla Bella hayatının en zor kararını vermeye de yaklaşmaktadır.

Tüm okul arkadaşları okullardan kabul mektupları alıp, mezuniyet duyurularını gönderirken, Bella da her zaman Edward’ın yanında olabileceği bir seçim yapmaya çalışmaktadır.  Fakat Edward’ın vereceği ödüne (onu vampire dönüştürecek kişi olmaya karar vermeden önce onunla evlenmek) ve bu seçimlerinin kendisine, ailesine ve arkadaşlarına karşı doğuracağı sonuçlara karşı da mücadele etmektedir.

Aynı esnada...bir savaş da baş göstermektedir. By playing with the blind spots in the Açıklanamaz bir güç, Cullen Ailesi’nin gizemli yeteneklerinin kör noktaları üzerine giderek bir Yenidoğmuş Ordu yaratır – vampir haline yeni getirilen; doğaüstü yaşamlarının ilk birkaç ayında güç seviyeleri, kontrol edilemez kan arzuları en üst seviyede olan vampirlere dönüşmüşlerdir. Bunlar Bella’nın ölümsüzlüğe geçerken, tek amacı intikam olan Victoria (Bryce Dallas Howard)’dan mı yoksa güç simgesi Volturi’den mi kaynaklanmıştır, belli değildir.

Piyon olarak kullanılan Riley (Xavier Samuel) tarafından yönetilen Yenidoğmuş Ordu, Forks ve Quileute topraklarına doğru yola çıkarlar; Cullenlar ve Kurt Sürüsü içgüdüsel karmaşalarını bir yana bırakıp Bella’yı ve kendi kominitelerini daha büyük tehlikelerden korumak için bir araya gelmek zorundadırlar. Onlar büyük kavga için hazırlanırken, Bella da Quileute Kabilesi ve büyüyen Kurt Sürüsü’nün gizemli geçmişine ve Jasper ile Rosalie’nın geçmişine dair birçok bilgi edinir. Bu bilgiler kurtlar tarafından kurulan bağlara dair ona daha çok bilgi verirken, Jacob Black’e olan sevgisini anlaması ve onu sevenlerin onu korumasına izin vermesine de yol açacaktır. 


FENOMEN DEVAM EDİYOR





Heyecan dolu ve günümüze ait modern bir vampir hikayesi olan ALACAKARANLIK (serinin ilk filmi) 2008 yılında vizyona girmesiyle gişe rekorları kırdı. Serinin ikinci filmi ALACAKARANLIK EFSANESİ: YENİ AY 2009’da vizyona girdi. Film serisi dünya çapında bugüne kadar $1.1 milyar gişe hasılatı yakaladı.


İki filmin DVD satışları da yüksek ilerledi. YENİ AY’ın DVD’leri ilk hafta 4 milyon üzerinde satışa ulaştı. Alacakaranlık da ilk haftasında 3.8 milyon adet üzerinde satıldı. DVD’ler 2009’da ilk haftasında yılın en çok satan DVD’leri oldu ve toplamda 9.2 milyon adetlik satışa ulaştı. Birçok yerde ikinci filmi bekleyen sabırsız hayranlar için özel gece yarısı satışları yapıldı.

Kitapta olduğu gibi film serisinde de Bella Swan, Edward Cullen ve Jacob Black arasındaki aşk üçgeni bir dönüş noktasına ulaşıyor; Cullenlar ve Kurt Sürüsü ortak bir tehlikeye karşı birleşmek zorunda kalıyor. “Bu seriyi filme çekmeye başladığımızda çoğu kişi en iyisinin üçüncü film olacağını söylüyordu” diyor filmin yapımcılarından  Wyck Godfrey. “Sanırım çoğu kişi buna katılır çünlü Tutulma, aksiyonun arttığı ve kurtlar, vampirler ve yenidoğmuşlar arasındaki  savaşında tavan yaptığı bölüm. Ayrıca Bella/Edward/Jacob ilişkisinin de bu bölümde çakışacağını biliyoruz.”


“Bana sorarsanız, Tutulma, Bella’nın vampir olmaya ve bunun ona nasıl sonuçlar doğuracağına karar vereceği kısımdır.” diyor Godfrey. “Edward’ın ebedi aşkı olmanın sonuçlarını, artısını eksisini ölçmesi gerekiyor”. Yazar Stephenie Meyer da buna katılıyor “Benim için asıl tema en başından beri seçeneklere tabii olmak ve seçimlerin sonuçlarıyla yüzleşmekti; doğru olanı bile seçseniz ya da bir seçim yapmasanız dahi sonuçları vardır. Yetişkin olmakla ilgili en önemli noktalardan biri budur çünkü artık A’yı seçersem B’ye de razısın demektir ve bunu göze alırsın. Bella da bir yetişkin gibi davranmalı ve yaptıklarının sonuçlarıyla başetmek zorundadır.”


Karakterlerin arasındaki karmaşık ilişkiler onun hikayesi içerisinde pekişiyor. “Kıskançlık ve güven her insan ilişkisinde geçerlidir. Benim için keşfetmesi ve yazması ilginç birşeydi ve yazarken farkettim ki insan ilişkilerinin karmaşıklığı konusunda heyecanlıyım ve beni hikayeye döndüren de hep bu olmuş” diyor Meyer. “Victoria, Riley, ve Bree ile kitapta geçmeyen de hikayeler var. Tutulma’ın senaryosu üzerine çalışırken, Melissa ve Submit’ten bir kaç kişiyle oturup Victoria’nın ne yaptığı üzerine ayrıntılarıyla konuştuk, böylece anlamlı bir yere vardırabilecektik. Çok eğlenceli oldu çünkü kitapta yer almadığı için bu hikayeye dair insanların bilmediği çok şey vardı. Bu yüzden çok iyi oldu ve bir kısmının filmde yansıtılmış olmasından çok mutluyum; böylelikle insanlar Bella’nın farkında olmadığı ve arkada yatan br hikayeden haberdar olacaklar.”

YENİ OYUNCULAR KADROYA KATILDI





Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma, “Alacakaranlık” ve “Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay” için oluşturulan geniş oyuncu yelpazesinden iyi geri dönüşler alırken, yönetmen David Slade ile yeni oyuncu ve karakterlerin de katılmasıyla büyüyor.

Slade, Jackson Rathbone ve Nikki Reed ile yakından çalışırken karakterlerin geçmişini de araştırıyor. “Tutulma’daki yan hikayelerle aslında bir 1930’lar filmi, bir Western ortaya çıkarabilir, 1700’lere 1800’lere kadar dönebilir ve bu büyük günümüz filmini de ortaya çıkarabilirsiniz.”

Yeni oyuncular arasında vampir Bryce Dallas Howard, Victoria rolünde, Xavier Samuel, Riley rolünde ve Jodelle Ferland’ı da Bree rolünde izliyoruz.

Quileute’lere eklenen karakterler de Julia Jones ve BooBoo Stewart , Leah ve Seth Clearwater’ın kardeşleri olarak görürken, Alex Rice’ı da anneleri Sue Clearwater (Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay’daki Harry Clearwater’ın ölmesiyle dul kalan) olarak görüyoruz.

Göze çarpan diğer oyuncular arasında Maria rolünde Oscar adayı Catalina Sandino Moreno; Royce King rolünde Jack Huston ve şarkıcı Peter Murphy’yi de ilk vampir rollerinde görüyoruz.

BELLA, EDWARD VE JACOB: ÜÇGENİN DORUK NOKTASI 





“Alacakaranlık” ve “Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay” Kristen Stewart, Robert Pattinson ve Taylor Lautner’ı, Bella Swan, Edward Cullen ve Jacob Black rolleriyle dünya çapında tanınır hale getirdi.

“Eclipse bu üç karakter arasında gelişen bir üçgen ve gerginliğin hikayesi.” diyor senarist Melissa Rosenberg. “Çekişme ve kıskançlıklar – insanların aşk ve kayıba dair ortak olarak sahip olduğu duyguların en temel olanları. Hikayenin çekirdeğinde çok ham iken son filmde zirveye ulaşıyor. Kazılmak için çok geniş bir alan. Bella karakterini yazmak, onun sahip olduğu gücü ortaya çıkarmak ve bu karakteri derinlemesine incelemek, özellikle de Kristin Stewart tarafından oynandığında, çok mükemmeldi. Çok kuvvetli bir içsel güce sahip ve bu hikayede tam bir kahramana dönüşüyor. Bu tarz karakterleri yazmaktan zevk duyuyorum.”

“Sonuçta bu bir aşk hikayesi. Bella ile Edward’ın beraber varolamayacaklarını bildiğimiz bir dünyada, onların beraber olmasının yolunun arayışı. Projeyle ilgili baştan bu yana mükemmel olan şey, en başından aynı senarist, Melissa Rosenberg ile ilerlememiz ve karakteri içtenlikle özümseyen oyunculara sahip olmamızdı.

Kitapları da çok iyi anlamış durumdalar. Her sahnede neyi hayata geçireceklerini çok iyi anlamışlar. Üstelik, seçtiğimiz yönetmenler de kitaplar üzerinde uzmanlaştılar. Böylece, yapımın en başından beri karakterlere tutunabildik. Rob ve Kristen, Bella ve Edward kostümlerine hemen bürünüp, hemen o hallerine bürünebiliyorlar.” diyip gülerek anlatıyor yapımcı Wyck Godfrey.

“Bir süredir bu karakterler yaşıyoruz” diyor Stewart. “Zaman geçtikçe karakterlerimizi daha iyi öğreniyoruz ve tam anlamıyla dapte olabiliyoruz. Kendimiz dışındayız ama kamera çalıştığı anda hemen Jacob ya da Bella ya da Edward moduna giriyoruz” diye ekliyor.

‘Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma’ aşkın değişik yönlerini keşfediyor; gerçek aşk, hayali aşk ve iki insana aynı anda aşık olabilme ihtimali.

“Benim için bu aşk üçgeni gerçek aşk ve hayali aşkla ilintili birşey” diye açıklıyor yazar Stephenie Meyer. “Birini alıp ona iki kişiden birini seçtirme şansım vardır. Bella farketmeden de olsa Yeni Ay’da Jacob’a aşık oluyor çünkü hayatında saip olduğu tek aşk bir fantaziden ibaret. Ayakları yerden kesilmiş, dünyadaki en inanılmaz kişi onu seçiyor ve ne kadar şanslı olduğuna inanamıyor, herşeyin mükemmel olduğu bir aşk. Daha sonra Jacob’a normal yaşamda olabileceği gibi gerçek bir biçimde aşık oluyor; en iyi arkadaşı o ve onunla çok güzel vakit geçiriyor. Fakat bunun ne olduğunu anlamıyor çünkü aşkı başka bir perspektiften algılıyor.”

“Tutulma’da bu hislerini anarkadaşlıktan öte bir yerde sevdiğini anlıyor ve bu dakikadan itibaren bununla hayali aşkı arasında bir seçim yapmak durumunda kalıyor” diyor Meyer. “Karakterlerin yapısı sayesinde, hikayenin sonu benim için kaçınılmazdı; Edward’ı seçecekti – fakat ben gerçekten neyi seçip neyden vazgeçtiğine bakmasını ve tam seçiminden önce ikisine eşit ağırlık yüklemeyi istedim.”

“Edward dünyada varolabilecek safi gerçek aşkın ideal simgesi gibi. Sonra Jacob daha insani bir aşk olarak çıkıyor, kusurları ve hataları da olan ama bir o kadar da dürüst birisi.” diyor yönetmen David Slade. “Bu hikayelerin en çekici yanlarından biri, gerçek aşk fikrini kültür olarak çok da yaygın olmayan bir yerde önermesi. Gerçek aşk mükemmel birşey ama üzücü bir şekilde az var ve görünür değil, özellikle de medyada. Saf aşk kadar basit birşey çıkarmak çok zor genelde büyük ve iyi hikayeler, büyük çelişkilerden doğuyor. Stephenie'nin zekice yaptığı şey büyük bir çelişki yaratması ve bunu aşk pahasına yapmaması oldu; filmin ve kitapların dünya genelinde bu kadar ilgi görmesinin sebebinin de bu olduğuna inanıyorum.”


gencsinema.com sitesinden alıntıdır.